ÇOCUĞUNUZ OKULA HAZIR MI?

İlköğretim, yetişkin hayatında alacağımız görevler için hazırlanmamızda temel oluşturan bir kurumdur. Bu kurumda kazandığımız bilgiler, daha sonraki öğretim yaşamımızdaki başarımızı da büyük ölçüde etkiler. Yine bu kurumda öğretmen ve yaşıtlarımızla kurduğumuz ilişkilerin olumlu ya da olumsuz oluşunun, daha sonraki katılacağımız öğretim basamaklarında davranışlarımızı da etkilemesi kaçınılmazdır. 

İlköğretim birinci sınıf, yaşam boyunca kullanacağımız okuma-yazma, aritmetik gibi temel beceriler kazandırmak ve gelecekte okumaya karşı tutumumuzu yönlendirmek açısından en önemli basamaklardan biridir. Oktay’a göre ilköğretime hazır oluş “çocuğun herhangi bir duygusal karışıklığa uğramadan, kolayca ve yeterli bir şekilde öğrenebilmesidir. Yine Oktay Unutkan ilköğretime hazır oluşu “5-6 yaş grubu çocukların bütünsel gelişimlerinin (sosyal, duygusal, fiziksel, zihinsel, yaratıcılık, öz bakım becerileri) desteklenerek, ilköğretim için gerekli becerilerin kazandırıldığı sistemli çalışmalar bütünü” olarak tanımlamaktadırlar. İlkokula başlamak, çocuğun hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Bazı çocuklar, ilköğretime büyük bir istekle hazırlanırlar ve ilköğretimde öğretmenin yönlendirmelerine kolayca uyarlar, karmaşık bir görev olan okuma- yazma işini de kolaylıkla başarabilirler. Bazı çocuklar ise ilkokula gitmeye hazır değildirler. Bunun en büyük nedeni çocukların ilköğretime planlı ve yeterli olarak hazırlanmamalarıdır. Şunu unutmamak gerekir ki, ilköğretime hazırlık planı olarak bir seneye yayılan bir çalışmalar bütünüdür. 

Çocuğun ilköğretim 1.sınıfa başladığında bazı ön yeterliliklere sahip olması onun uzun süreli sıkıntılar yaşamasını engelleyerek 1. sınıfa adaptasyonunu kolaylaştırır.

-İLKÖĞRETİM 1.SINIFA BAŞLAYACAK OLAN ÇOCUKLARIN SAHİP OLMASI GEREKEN YETERLİLİKLERİ ŞÖYLE İFADE EDEBİLİRİZ.
*Kendi kendine giyinme(fermuar çekme,düğme ilikleme,ayakkabı bağlama vb.) kazanmış olma*Sırada dik ve belli bir mesafede oturma becerisi
*Tuvalet kontrolü kazanmış olma
*Kendi temizliğini yapabilme
*Sırasını bekleme, başladığı işi sonuçlandırma, sebat gösterme
*Teneffüslerde kendisini koruma, dengeli hareket etme.
*Kendi sorumluluğunu taşıma
*Anneden ve evden kolay ayrılabilme, anneden ayrı olduğu için kırıklık duymama
*İletişim kurabilme-Kendini ifade etme
*Arkadaşlık kurma-Diğer çocukların varlığına katlanabilme ve onlarla baş edebilme
*Öğretmenin verdiği talimatlara uyma Anne-Babalar İlköğretim 1.Sınıfa Başlayacak Çocuklarına Nasıl Yardım Edebilirler? 

Unutkan “Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeğinin Geliştirilmesi ve Standardizasyon” isimli doktora tez çalışmasında, okul öncesi eğitim alan çocukların okul öncesi eğitim almayan çocuklara göre çok ciddi bir farkla ilköğretime hazır olduklarını ifade etmektedir. Çocukları sadece akademik alanda değil onları her alanda (sosyal, duygusal, özbakım becerileri, fiziksel, yaratıcılık) ilköğretime hazırlayabilecek bir hazırlık programının uyguladığı anaokulu/anasınıfına göndermek çocuğun ilköğretime adaptasyonunu kolaylaştıracak sahip olduğu kapasiteyi de maksimum düzeyde kullanmasını sağlayacaktır. Anne ve babalar tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi çocuğun ilköğretime hazır oluşunda da çok önemli bir yere sahiptirler. Onlar, çocuklarının ilk ve en etkili öğretmenleridir. İlköğretim çocuklar için anlamlı, mutlu ve yaratıcı deneyimlerle dolu bir yer haline getirilmesinde ana- babaların yardımı gerekmektedir. Anne-babalar, çocuklarını ilköğretime iyi bir şekilde hazırlamaları için yapabileceklerini şöyle sıralayabiliriz.

*Eğer çocuk ana sınıfına devam ediyorsa ilköğretim ve anaokulu karşılaştırmasını olumsuz cümleler kurarak yapmamalıdırlar. (Anaokulunda oyuncaklar var ama ilköğretimde yok gibi bir cümle kurmak yerine, anaokulunda oyuncakların vardı ilköğretimde ise kendi çantan ve içinde kitapların vs. olacak)

*Anne-babaların çocuklarını ilköğretimin yararları ve önemi konusunda, onu nelerin beklediğini korkutmadan ya da olmayan şeyleri varmış gibi anlatmadan, kafasında soru işaretleri oluşmasına neden olmadan yeterli miktarda bilgilendirmeleri önemlidir. Bunun için gerektiğinde uzman görüşüne başvurulmalıdır.

*Anne-babaların ilköğretim ve okul seçimi konusundaki kaygılarını çocuğa yansıtmamaları, çocuğun yanında bu konuları konuşmamaları önemlidir. Aksi takdirde çocukların ilköğretimden korkmalarına ve zaten zor olan bir süreci daha zorlaştırmalarına neden olabilirler.

*Çocukların sordukları bütün soruları onları korkutmadan sadece gerçekleri anlatarak, cevaplayamadıkları sorular için ise çocuğu daha sonra konuşmaya ikna ederek zaman kazanmak, bir uzmana danışarak nasıl cevaplayacaklarını öğrenip mutlaka çocukla paylaşmak son derece önemlidir.

*Çocukları bir ilköğretim okulundan daha önceden izin alarak geziye götürmek kendisini nelerin beklediğini ve daha önceden yaptığımız açıklamaları desteklediğini görmesi açısından mutlaka yapılması gerekenler arasındadır. Bu gezinin çocuğa sınıfların ve genel ortamın gösterilmesi, yöneticilerin ziyaret edilmesi, mümkünse birinci sınıf çocuklarının 10-15 dakika dersine katılması sağlanarak daha etkili olması sağlanabilir.
*Çocuk okula başlamadan önce okuma-yazma için gerekli olan en önemli yetililiklerden birisi olan görme yetisinin yeterliliğinin tespiti için mutlaka göz muayenesi yaptırılmalıdır. Eğer çocuğun görme bozukluğu var ise ve tespit edilmemişse, çocuk iyi görmediği için okuma yazmayı diğer çocuklara göre daha geç başaracaktır. Göz muayenesinin okula başlamada önce yapılması görme bozukluğu var ise bunun önceden tespit edilerek çocuğun gereksiz yere kırıklık ve başarısızlık duygularını yaşamasını önleyecektir.

*Sınıf atlama konusunda ısrar etmemek: Bazı çocuklar aldıkları okul öncesi eğitim sonucunda özel bir yönlendirme olmadığı halde ilköğretime başlamadan kendiliğinden okumayı öğrenmektedirler. Bunu gören anne-babalar ise bu durumu muhteşem bir şey olarak kabul ederek çocuklarının ikinci sınıftan başlaması için ısrar etmektedirler. Oysa çocuğun okumayı biliyor olması 2.sınıfa başlaması için yeterli değildir. Çocuğun ikinci sınıfa başlayabilmesi için zihinsel açıdan yeterli olması kadar 2.sınıf çocuğunun sahip olduğu sosyal, duygusal, fiziksel olgunluğa ulaşmış olması ve öz bakım (fermuar çekme, düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, kendi kendine giyinip soyunabilme, kendi temizliğini yapabilme vb. gibi) alanında da gerekli becerileri kazanmış olması gerekir. Bunlar ise bir anda kazanılacak yeterlilikler değildir ancak olgunlaşma ile kazanılabilirler. Sınıf atlayan çocuklar zaten zor ve karmaşık olan bir sürü yeni durumun yanı sıra bir de birbirini tanıyan, arkadaşlıkların, grupların belirlenmiş olduğu, kendisini kabul ettirmekte zorlanacağı bir ortama girecektir. Bu da başarısızlığı ya da duygusal açıdan bir takım sorunları birlikte getirebilir.
Her şey iyi gidiyor gibi görünse de bu ileride sorun yaşanmayacağı anlamına gelmez. Anne-babaların çok iyi düşünmeleri ve bu konuda ısrar etmek yerine 1. sınıf öğretmeniyle koordineli çalışarak çocuğun okuldan sıkılmasını önleyecek çalışmalar yapmaları ve kendi yaşıtları ile bir arada olmasını sağlamak tercih edilen bir çözüm şeklidir. Eğer seçim hakkınız var ise okul seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır.*Öncelikle çocuğun gelişim düzeyi bir uzman rehberliğinde (okul öncesi eğitim alıyorsa öğretmen tarafında sene sonunda bilimsel verilere dayanarak hazırlanan gelişim raporları) objektif olarak tespit edildikten sonra bu doğrultuda anne-babanın beklentilerini belirlemeleri önemlidir.

*Anne-babaların kendi ideallerinden önce çocuklarının kişiliğine gelişim ve yeterlilik düzeyine uygun okulu seçmeleri çocuğun ilk ciddi eğitim yaşamına olumlu başlaması ve sahip olduğu kapasiteyi maksimum düzeyde kullanabilmeleri açısından son derece önemlidir.(Çocuk çok sıkı kurallara uymayacak, bir çocuksa onu bunaltacak kadar disiplinli bir okula gönderilmemesi vb.)

*Okulları gezerken çocuğu da beraber götürme önemlidir. Çünkü en az bizim kadar çocuğun da gideceği okulu sevmesi önemlidir.

*Okulun yeri, okuldaki eğitim kadrosunun, okul ortamının fiziksel donanımın ve okuldaki rehberlik hizmetlerinin yeterliliği vb. özellikler araştırılarak okul seçiminin yapılması önemlidir. Her çocuğun ilköğretime uyum süreci diğerinden farklıdır. Bizler çocuklarımıza bu yeterlilikler kazandırmış olsak da çocuk okulun ilk günlerinde ağlayıp sınıfa girmek istemeyebilir. Bu, her çocuğun gösterebileceği normal bir tepkidir. Anne-babanın panik olmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir. Önemli olan anne-babanın çocuğa kendi duygusallığını yansıtarak bu durumu daha güç hale getirmemesidir. Anne-babanın kararlılığı çok önemlidir. Onu anladığımızı belirtmek, ancak bununla baş edebileceğini de vurgulamak önemlidir. Eğer çocuğumuz ilköğretime iyi bir şekilde hazırlandıysa bu dönemi çok kısa sürede atlatacaktır.

KURUCU MÜDÜR
PSİKOLOG TÜLAY TURAN

Nilüferköy Şube

0224 244 91 91

Doburca Şube

0224 238 12 23