AYRILIK ANKSİYETESİ

Her çocuğun sosyalleşmesi, bağımsızlığını kazanması farklı zamanlarda olabilir. Bu nedenle her çocuğun okul öncesine başlama yaşı farklı olabilir. 

Çocukların kreşe alışmalarında belirleyici olan önemli bir faktör, çocuğun başladığı kreşin çocuk merkezli ya da program merkezli olmasıdır. Program merkezli kurumlarda belirlenmiş bir program ve kurallar vardır. Ve her çocuk bu programa ve kurallara uymak zorundadır. 

Çocuk merkezli kurumlarda ise yine düzenli bir program ve sosyal olmanın getirdiği kurallar vardır. Fakat çocuğun biricikliği de her zaman göz önünde bulundurulur. Çocuğun gelişimsel ve bireysel ihtiyaçları ön planda tutulur. Bu tür kurumlarda hem çocuklar daha mutlu ve yaratıcı olur hem de adaptasyon süreleri daha kısa sürer. Kreşe başlamadan önce, karar verme aşamasında çocuğa bütün kurumları göstermek yerine ailenin düşünebileceği birkaç alternatife indirgendikten sonra çocuğu da götürüp ortamı tanıması için fırsat verilmeli ve fikri alınmalıdır.

Çocukların kreşe alışmalarında bir diğer önemli faktör aile tutumudur. Aşırı derecede koruyucu, bağımlı aile modellerinde veyahut aşırı disiplinsiz ilgisizlik anlamında sınırsızlığın hakim olduğu ailelerde yetişen çocuklar, kreşe uyum sağlamakta daha fazla güçlük çekerler. Çocuğu kreşe psikolojik olarak hazırlamak için;*Öncelikle, öz bakım ihtiyaçlarını yapabildiği ölçüde kendisinin karşılaması için yönlendirilmelidir.(yemek yeme, ayakkabısını giyip-çıkarma gibi)*Anne-Baba ve sık gördüğü aile bireylerinin yanı sıra farklı ortamlarda, değişik insanlarla birlikte olmasına fırsat verilmelidir. Özellikle park, bahçe, gibi ortamlarda yaşıtlarıyla ya da diğer çocuklarla ilişkisinde serbest bırakılmalıdır.*Kreşe başlamadan önce çocuğa kreşe gitmesinin amacı anlatılmalı, orada ne yapacağı, ne gibi faaliyetlerin bulunduğu, ne kadar süre kalacağı, nasıl gideceği, nasıl geleceği oradaki öğretmenlerin kimler olduğu, öğretmenin ona hangi konularda yardımcı olabileceği gibi konularda ayrıntılı ama çocuğun anlayabileceği içerik ve dilde bilgi verilmelidir. Çünkü yeni ve hiç bilinmeyen bir ortam ister istemez kaygı yaratır. 

Çocuk böyle bir yere bırakıldığını alınıp alınmayacağı korkusunu ve terk edilme duygusunu yaşar. Çocuk nasıl bir ortamda olacağı, gün içinde neler yaşayacağını bilirse kendini güvende hissetme olasılığı artar. *Bilgilendirmenin yanı sıra, çocuğu yuvaya gitmeye motive etmek de önemlidir. Yuvaya başlamak büyümenin ve yeni bir şeyler becerebilecek olmanın bir göstergesi olarak anlatılmalıdır. Onun okula başlaması ile ne kadar gurur duyduğunuzu da mutlaka belirtmelisiniz. Yuvaya gönderirken karşılaşabilecek en önemli sorun; ayrılık anksiyetesidir. Özellikle anneye bağımlı çocuklar, bu dönemi biraz zor geçirirler. Annenin çocuğa bağımlı olması ise durumu daha da ağırlaştırır. Bu tür durumlarda çocuğun okula kısa sürelerle bırakılması ve anneden adım adım uzaklaştırılması, çocuğun duygusal gelişimi açısından doğru sonuçlar doğurur. Annenin bu dönemde, kendi kuşku, kaygı ve üzüntüsünü çocuğa yansıtmaması, çocuğun kuruma güven kazanmasını kolaylaştırır. Bazen de uyumlu bir şekilde başlayan ve devam eden bu süreç bir süre sonra aniden okula gitmek istememesiyle tersine dönebilir. Bu durum da belli bir neden olup olmadığını anlamak önemlidir. Bazen yuvaya yaşadığı bir kırgınlık, buna neden olabilirken bazen de yeni bir kardeşin gelişi veya evde yaşanılan huzursuzluk, çocuğun güven duygunun sarsılmasına dolayısıyla anaokuluna gitmek istememesine sebep olabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun gerçek sıkıntısını anlayabilmek ve onunla kurulacak iletişimde rahatlatıcı olmak, güvende ve seviliyor olduğunu hissettirmek önemlidir. Ayrıca bu dönemde kreşe devamlılığın düzenli bir şekilde sağlanması gerekir. Evde kural öğretilmeyişi ihtiyaçları anında karşılanmış çocuklarda başkalarını haklarına saygı göstermekte başarısız olmakta ve uyum problemleri yaşayabilmektedir. Çözüm olarak da oradan kaçmayı, okula gitmemeyi bulmaktadır. Bunları yaşamamak için evde çocuğun yaşına uygun kurallar koyulmalıdır. Bazı ihtiyaçlarını geciktirmeyi öğrenmesi, sosyal bir ortama uyum sağlaması için önemlidir. Ayrıca öğretmeni ile iletişim halinde okula devamın kararlı bir şekilde de sürdürülmesi gerekmektedir. 

Okuldan korkmak; daha çok psikolojik olgunlaşmadaki yetersizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bir başka neden de çocuğun aile ortamında kendini yeterince güvende hissetmemesi, aile güvenliği ile ilgili kaygı hissetmesi olabilir. Her iki durumda da kreşteki uzmanlardan yardıma başvurulmalıdır. Başarılı olunmazda profesyonel bir yardım alınmalıdır. Çünkü çocuğun ilk sosyal deneyiminde yaşadığı bu problem gözden kaçabilecek bir çok başka problemin habercisi olabilir ve geçiştirilmesi uzun vadede başka sıkıntıların yaşanmasına yol açabilir.

KURUCU MÜDÜR
PSİKOLOG TÜLAY TURAN

Nilüferköy Şube

0224 244 91 91

Doburca Şube

0224 238 12 23