1995 yılının Eylül ayında İLK ÇİZGİ çocukların dünyasına merhaba dedi. Bir sevgi öyküsü adını verdik, onlarla çıktığımız bu yolculuğa. Sevdikçe çoğaldık, çoğaldıkça daha da çok sevdik öykümüzü. Mezunlar verdik. Uğurladık onları geleceğin kollarına, yeni sevgi öyküleri yaşamak için. İLK ÇİZGİ çocukları sevgiyi, başarıyı tertemiz yüreklerini, kahkahalarını götürdüler yeni okullarına.

Onlar büyüdüler ama yüreklerimizdeki resimleri hep aynı. Dedik ya bir sevgi öyküsü diye. Dünyanın en güzel öyküsü idi bu. Kahramanları onların hayal ülkesinden değil, bizleriz. Yaşananlar hiç gidemeyeceğimiz kralın sarayında, hiç göremeyeceğimiz Anka kuşunun kanatlarında, hiç üzerine binip gezemeyeceğimiz sihirli halılarda ve hiç dokunamayacağımız Alâaddin’in sihirli lambasından çıkan devin bize getireceği dileklerimizde değil.

Bizler kendi masalımızı yazdık ve oynadık. Kötü biten sonlar hiç olmadı.
Çocukların dünyası kadar saf ve temizdi bütün satırları ve İLK ÇİZGİ çatısı altında hep öyle kalacak.

Kurumumuzda, dünyada uygulanan eğitim modelleri sürekli araştırılarak kültürümüze ne kadarının uyarlanabileceği ve çocuklarımızı bekleyen eğitim-öğretim hayatının gerçekleri göz önünde bulundurularak İlk Çizgi'ye özel bir eğitim modeli uygulanır.

İlk Çizgi’de eğitim anlayışı sınıf ve okul ile sınırlı kalmayıp; daha evrensel boyutlarda düşünmeye ve sorgulamaya teşvik etmek amaçlıdır. Bu sebeple okulumuz IB (International Baccaleureate) organizasyonuna başvuruda bulunmuş; Nisan 2017 itibariyle “Aday Okul” ünvanı almaya hak kazanmıştır.

 

Uluslararası Bakalorya - İlk Yıllar Programı (International Baccaleureate - Primary Years Programme)

3-12 yaş arasındaki çocuklar için hazırlanmış bir müfredat çerçevesidir. Program araştırma ve sorgulamanın merkezde olduğu bir felsefe üzerine kurulmuştur. Programın amacı tüm insanlığın ve paylaştığımız gezegenin farkında olarak; ulusal ve uluslararası değerlere sahip, daha iyi ve daha huzurlu bir dünya yaratmak isteyen bireyler yetiştirmektir. PYP’nin en önemli amaçlarından bir tanesi öğrencileri dünya vatandaşı olarak yetiştirmektir.


Bunun dışında Montessori – Waldorf – Reggio Emilia – High Scope – Çoklu Zeka Kuramı gibi eğitim modellerinden yararlanılarak çocuğun tüm zeka alanlarında gelişimini destekleyebilecek etkinliklerin dengeli bir biçimde dağıtılması ile oluşturulan haftalık, aylık, yıllık programlarda çocukların etkin olması, izleyen, dinleyen değil aktif katılan olması sağlanır.

Çocuğa sorumluluk alma, olaylar ve durumlar karşısında kendi tercihini yapma hakkı tanınır. Çocuk tek başına bir varlık olarak algılanmaz, her çocuk ailesi ve çevresi ile bir bütün olarak değerlendirilir.

 

Çift Dilli Eğitim

Dil, tüm zihinsel süreçlerimizle ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiştir. Düşünmek, hatırlamak, kavramak, dikkatini yöneltmek, algılamak vb.tüm faaliyetlerde dil vardır. Tüm dünyadaki bebekler doğdukları andan itibaren tüm sesleri çıkarabilme yetisine sahipken zaman geçtikçe sadece etrafında konuşulan dildeki sesleri tekrar eder hale gelirler. İşte bu noktada farklı dil girdilerine maruz kalan bebekler farklı dilleri edinmeye başlarlar. 
Tek dillilik; monolingualism, çift dillilik; bilingualism, çok dillilik; multilingualism olarak adlandırılmaktadır.
Dil edinimindeki en önemli basamak anlamanın gelişmesidir. Her çocuk kendi dilini duyarak ve duyduklarını taklit ederek edinir. Yani ortada bilinçli bir öğrenme ve öğretme durumu yoktur. Dil öğrenmek ise kişinin uğraşısını gerektirir.
Eğer bir çocuk bilingual değilse yani ebeveynlerinin ana dili, içinde bulundukları toplumun dili ile aynı ise burada "dil ediniminden" değil, "dil öğretiminden" bahsediyoruz demektir. "Dil öğrenmek", kişinin istemli uğraşısını gerektirir. Öğrenme bir süreçtir ve aktif çaba gerektirir. Yabancı sözcükler başka ortamlarda kullanılmaz ise unutulmaya mahkûmdur. "Oysa dil edinimi" sürekli devam eder. Ebeveynlerin bu iki durum arasındaki farkı iyi bilmesi ve çocuklarından ne bekleyebileceklerini net olarak kavramaları gerekir. 
İşte tam da bu noktada 20 yıldır gösterdiğimiz İngilizce dil öğretme çabalarımızın geri dönüşümünü yeterince alamadığımızı sorgularken; ( 3-6 yaş arasındaki çocukların kendi ana dillerine hâkim olamayışları, öğrendiklerini paylaşacak sosyal ortamın kısıtlı olması ve okuma yazma becerilerinin gelişmemiş olması nedeni ile ingilizce dilini aktif kullanma beceri düzeyi verilen uyaranların düzeyine orantılı gelişim göstermemektedir.
Bu nedenle İngilizceyi öğretmek değil, İngilizceyi edindirmek amacıyla 2015 - 2016 eğitim öğretim yılından itibaren okullarımızda çift dilli eğitime geçilmiştir.
Çift dilli eğitim; farklı şekillerde uygulamaları olan eğitim konseptlerinden biridir. ABD, Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri gibi çok kültürlü toplumlarda ve göçmenlerin bulunduğu ortamlarda onlarla iletişim kurmak için ortaya çıkmış, yıllardır uygulanan çift dilli eğitim, Çin ve Türkiye gibi ülkelerde yeni yeni tercih edilmeye başlamıştır. 
Kişinin ana dilinin dışında ikinci bir dile en az % 35 -% 50 maruz kalması olarak tanımlanan çift dilli eğitimin, kavramsal, dilsel, sosyal, duygusal gelişimin yanı sıra Alzheimer hastalığına yakalanma oranını da azalttığı düşünülmektedir. 
Çift dilli eğitimde önemli olan sabırlı olmaktır. Amacımız doğal süreç içerisinde İngilizceyi edindirmek, dili günlük hayatın akışı içinde yaşayarak kazandırmak ve içselleştirmektir. Bisiklete binerken nasıl düşünmeden pedalı direksiyonu kullanıyorsak dili de düşünmeden doğallıkla kullanmasını sağlamaktır. 
Bunun için farklı öğrenme yollarını (dokunsal öğrenme,- görsel öğrenme,- işitsel öğrenme ) göz önünde bulundurarak, farklı zekâ alanlarına yönelik etkinliklerle programımızı sürdüreceğiz.
Dil yavaş yavaş öğrenilir. Önce uzun süre alıcı dil belleğine kaydedilir. Nasıl 0-2 yaş arası önce alıcı dil kazanılıyor, 2 yaştan sonra ifade edici dil devreye giriyor ve çocuk yavaş yavaş ana dilini konuşmaya başlıyorsa ikinci dili (İngilizceyi) edinirken de önce anlama yüksek düzeye ulaşacak sonra dili aktif kullanım gerçekleşecektir.