Kurumumuzda, dünyada uygulanan eğitim modelleri sürekli araştırılarak kültürümüze ne kadarının uyarlanabileceği ve çocuklarımızı bekleyen eğitim-öğretim hayatının gerçekleri gözönünde bulundurularak İlk Çizgi'ye özel bir eğitim modeli uygulanır.

Montessori-Waldorf-Recio Emilio - Hıgh Scope- Coklu Zeka Kurami gibi eğitim modellerinden yararlanılarak çocuğun tüm zeka alanlarında gelişimini destekleyebilecek etkinliklerin dengeli bir biçimde dağıtılması ile oluşturulan haftalık, aylık, yıllık programlarda çocukların etkin olması, izleyen, dinleyen değil aktif katılan olması sağlanır.

Çocuğa sorumluluk alma, olaylar ve durumlar karşısında kendi tercihini yapma hakkı tanınır. Çocuk tek başına bir varlık olarak algılanmaz, her çocuk ailesi ve çevresi ile bir bütün olarak değerledirilir.

MONTESSORI YONTEMI
Italya'nin ilk kadin doktoru ve antropoloji profesoru Maria Montessori 6 ocak 1907 yilinda ilk cocuk evi "Casa dei Bambini" yi kurar. Daha önce zihinsel engelli çocuklarla yaptığı çalışmaların olumlu sonuçlarına dayanarak normal cocuklarin da egitimine ve gelişimine katkı sağlamayı amaç edinir. 
Montessori programında çocuklar istedikleri materyalleri istedikleri zaman, istedikleri yerde çalışırlar. Dolayısıyla Montessori yönteminin özü, çocuğa önceden hazorlanması bir çevrede , kendi kendini geliştirilecek şekilde hareket ve failure özgürlüğü tanımaya amaclayan kendi kendine oluşan ve gelişen bir yöntem ve sistem anlayışıdır. Bugün dünyada Montessori eğitimi öncelikle okul öncesi ve ilköğretim döneminde uygulanır. Fakat bazı ülkelerde üniversiteye kadar devam edebilir. Montessori iki temel gelişim süreci belirlemiştir; bu süreçlerden birisi doğumdan altı yasa kadar olan çocukların bulunduğu bir Montessori sınıfında çocuklar bireysel öğrenme biçimi ve hızlarını göre öğrenir ve gelişir ler. İkinci gelişim sürecindeki eğitime Montessori " kozmik eğitim " der. Bu eğitim sürecinde çocuk dünyayı ve yaşamı kendisi ile bir bütün olarak anlar. Montessori yöntemi çocuğun bağımsızlığını ve özgürlüğünü sınırlar ve sorumluluklar icersinde destekler. Çocuk kendisine yetecek bir irem olma arzusu ile dünyaya gelir.Fakat günümüzdeki çocuk buyutme anlayışı ve geleneksel eğitim çocuğa özgürlük ve bağımsızlık vermek yerine çocuk adına karar vermeyi ve çocuğun hayatını yetişkinin denetimine bırakmayı destekler. Ne yazikki bu yanlış uygulama sonucunda çocuk yetişkin hayatı için ihtiyaç duyacağı becerileri geliştirmeye buyur.
Ongoru: gelişim süreci içinde çocuğun çevresindeki bazı uyaranlara karsi daha duyarli oldugu donemler vardir.Bu donemlerde ogrenme diger donemleee gore cok hizli yogun ve etkisi gucludur.Hayatın ilk alti yilinda cocuk, dile sosyal iliskilere, duyularini gelistirmeye ve inceltmeye bilgilerini siniflandirma ve derecelendirmeye egimli olur.. Bu nedenle cocugun icinde bulundugu mekan onun gelisimine uygun ve destekleyecek bir bicimde duzenlenmelidir.
Hayatin ilk alti yili yasamin daha sonraki yillariyla kiyaslanamayacak kadar degerlidir. Cocuk yetoskinligonde kullanacagi hayat bilgilerinin buyuk bir kismini bu ilk alti yilda insa eder. En onemlisi cocugun bilgiyi alma ve isleme becerisi bu donemde cok yuksektir ve en verimili sekilde degerlendirilmesi gereklidir.
*İlk alti yilda cocuklara sozel bilgi iletilmesi yararsiz bir cabadir. Cocuklar bu donemde bilgiyi mutlak surette yaparak ve yasayarak alirlar..Sorun bilgiyi alma surecinin cocuga nasil yasatilabilecegidir. Montessori araclari cocugun bilgiyi yasayarak kesfedebilmesini saglar.Çünkü artik bilgi sozel ve soyut degil, cocugun eliyle isleyebilecegi somut bicimdedir.
*Bağımsız sorun cozebilme becerilerinin gelismesi desteklenir ve cocuklarin kendi ayaklari uzerinde durabilmeleri cesaretlendirilir.
*Montessori yöntemi özünde üreten ve mutlu olan insanlar yetistiren bir hayat eğitimidir.

WALDORF YAKLAŞIMİ

Waldorf eğitim yaklaşımı 1919 yılında Rudolf Steiner tarafından Almanya'da geliştirilmiştir. Waldorf yaklaşımı eğitimi, bir sanata dönüştürme amaç edinen bütüncül bir yaklaşımdır. Cocuklarin sosyal, duygusal zhinsel, fiziksel ve ahlaki a idam dengeli bir biçimde ve cok yönlü olarak gelisebilmelerini amaclar.Çocukların bireyselligini ozguvenlerinive bütünlüğünü desteklemeye ayrıca önem verilir. Cocuklarin sanat, müzik hareket ile öğrendikleri , kesfederek deneyimleyerek yaşantılarını zenginleştirdikleri düşünülür. Cocuklarin birbiri ile rekabet etmektene birbirlerine saygı duyarak, yardimlasarak, toplumsal aidiyet duyguları edinmeleri teşvik edilir.Steiner'e göre her çocuğun bir potansiyeli vardır ve bu potansiyel uygun koşullar sağlandığında ortaya çıkar. Bunun için acele ettirmeye gerek yoktur. Waldorf yaklaşımı çocuğun sağlam bir öğrenme sevgisi oluşturması gelecekte ihtiyacı olan akademik becerileri geliştirilmesinin bir ön koşulu sayar. 
Bir kibrit kutusu çocuk için her şey olabilir; gemidir, arabadır, uçaktır. Nesneye o an ne demek istediği ve uyum saglamak istediği koşullara göre anlam verir.Oyunu birtiğinde ise o yine bir kibrit kutusudur.Bu nesneye mesafe duygusu , zekanın ve bilincin gelişmeainin temel öğelerinden biridir. Hayal gücü çocuga var olanın ötesine geçmek ve kendi gapıp etmeai ile olabilecekleei biçimlendirme gücü vedir. Yani çocuk oyun yolu ile hem gerçekliğe uyum saglar, hem de var olanı degiştirmek için yeni tasarılar geliştirir. İşte çocuk ancak geliştirdiği vu oyunlarla edindiği tecrübe ve geliştirdiği duygu düşünce sayesinde roplumsal varlığa dönüşür.Otun ve taklit çocugu içine doğduğu toplumun bir bireyi haline getirir.Bugun dünyada 1000'in üzerinde , Almanya'da 500 'ün üzerinde waldorf okulu bulunmaktadır.

REGGİO EMİLİO YAKLAŞIMI

İtalya'nınReggio Emilio kasabasında anne babaların hatta tüm kasabanın çocuklar için en güzelini hayal etmesi ile başlar.Loris Malaguzzi isimli eğitimci önderliğinde Vygotsky ve Piaget'in yoğunlukla hissedildiği bu okullarda önemli olan çocuklardır. Çocuk merkezli eğitim çok rollü öğretmen zengin ve eğitici bir çevre , güçlü ilişkiler , proje tabanlı öğrenme bu yaklaşımın öne çıkan prensipleridir. Reggio Emilio yaklaşımınsan esinlenen omullarda ögretmenin ikiden fazla kolu, ikiden fazla gözü ve ikiden fazla kulağı vardır. Öğretmen çocuğun ne istediğini, neyle ilgilendiğini gözlemler ve buna uygun olarak planlar yapar. Öğretmen bazen çocuğun arkasında onu anlamamaya çalışarak bazen çocuğun yanında onu destekleyerek , bazen de onun önünde onu daha ileri çekmek için provake eder. Başarılı öğretmen projelerle meşgul olan çocukları keyifle gözlemlemeye devam eder ve yeni fikirleri görmeye çalışır. 
Çocuğun 100 dili vardır. Çocuk kendini ifade etmek için sadece sözcükler arasına sıkıştırılmamış , kendisini ifade et esi için farklı imkanlar sağlanmıştır.
Çevre sadece fiziksel çevreden ibaret değildir. Öğretmenler çevrenin duygusal ve osyal öğelerinin de farkındadırlar.Sosyal ve duygusal öğelerin güçlü olduğu bir çevrede ilişkilerden önemle vurgulanmaktadır. Yani 
çocuk_çocuk ilişkisi, 
çocuk_öğretmen ilişkisi, 
çocuk _aile _ okul ilişkisi, 
çocuk _ toplum ilişkisi 
çocuk _ fiziksel çevre ilişkisi her zaman dikkatle incelenir ve desteklenir.
DERİNLEMESİNE PROJELER GELİŞTİRİLEN Reggio Emilio okullarında, çocukların ilgi ve ihriyaçları doğrultusunda kısa ve uzun projeler üzerinde çalışılır. Çocuklar hem ellerini hem de akıllarını kullanarak peojeler üzerinde çalışırken mutlusurlar. Çünkü zaten istedikleri konu üzerinde çalışmaları için öğretmenler hazırlık yaparlar. 

ÇOCUKLAR BİLİM İNSANIDIR; Alan ziyaretleri uzmanlarla görüşmeler, tartışmalar, denyler, bilimsel süreç becerilerinin sıkça kullanımı, derinlemesine yapılan araştırmalar ve merakla sorulan sorulardan oluşan projeler çocukların kalbindedir. Bu yöntemle çocukların kendi yapabileceklerine güvenleri artar, küçük yaşlardan itibaren bilgiyi aramanın bulmanın ve sürekli öğrenebilmenin zevkine varıp bir konu üzerinde derinlemesine bilgi sahibi olmayı deneyimler.

AİLE VE TOPLUM EĞİTİMİN ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR: Aile ve toplumdaki her bireyin çocukların eğitimi konusunda söz hakkı olduğuna inanır.ve eğitim sürecine katılmaları için onları yüreklendirir. Çocuklar mutludur ve yaşıtlarından daha gelişmiş standartların üzerinde bilgi, düşünceve kendini ifade düzeyine sahiptir.. 

HIGH SCOPE (ETKİN ÖĞRENME METODU)

1962 yılında David P.Weikart ve meslektaşları tarafından A.B.D. de geliştirilmiş Unıcef tarafından en iyi eğitim sistemi ödülünü almış programdır.
Dayandığı temel prensip etkin öğrenmedir. Hıgh Scope çerçevesinde uygulanan eğitim programında çocuğa kazandırılması hedeflenen becerilerle ilgili zengin deneyim fırsatlark sjnulur. Çocuklar bilgiye anlamlı eğitim deneyimleri yoluyla ulaşan etkin kişilerdir.Çocukların kendi tercihlerini yapmalarına , karar alma mekanizmalafının geliştirilmesine , sorumluluk almayı öğrenmelefine öz disiplin ve yeteneklerinin geliştirilmesine destek verilir.
Çocukların yaratıcj, girişken, sorgulayıcı, kendini rahafça ifade edebilen, başkalarının görüşlerine açık bireyler olarak yetişmeleri için teşvik edilir.
Etkin Öğrenme; yaparak öğrenmedir.Çocuğun yeni ir kavdamı denegimleyerek keşfefmesidir.Deneyim kazanırken duyjlarını aktif olarak kullanır.Dokunur, tadar, bakar, dinler ve koklar böylelikle teni materyal ve durum hakkında kalıcı bilgiler edinir.
Öğretmen çocukları kendi kendilerine bir şeyler yapmaya teşvik eder.Problemi çözmez, çözüme giden yolları bulmaları için düşünmelerine fırsat verir. Tutarlı bir günlük plan uygulanır.Çocuklar vünlük planın sırasını bilir.Geziler, özel ziyaretler, sınıf içi olaglaf süpriz olmaz.
Düşle_Llanla_Yarat_Değerlendir ilkesi ile çocuklar nezneleri özgürce kullanır ne yapacağına nasıl yapacağına, hangi malzemelefi kullanacağına kendisi karar verir. Çocuk yapmakt olduğu ieyi anlafmalıdır.Açık uçlu sorular sodarak çocukların düşünerek cevap verme ve kendi sözcüklerini seçme cırsatı bulurlar.Yetişkinler ve akranlar çocjğun problem çözme ve yaratıcılık çabalarını görüp teşvik ederler.

ÇOKLU ZEKA KURAMI

Çoklu zeka kuramında insanların, kesinlikle bir zeka bölümü ile etiketlenmemesi gerektiğinden yola çıkar. Kuramın gelişgiricisi olan Hafwerd Üniversitesi profesörü, nöro_psikolog Howard Gardner araştırmalarında IQ testlerinin yetersiz olduğunu söyleyerek zeka kavramına fadklı bir tanım getirmişfir. Araştırmaları ı beyin araştırmalarına dahandırdığı için de kuramı tadtışmasız büyük ilgi görmüş böylece zeka alanında yeni bir çığır açmıştır. Zekanın birden çok alanda ölçülebileceğini , çok yönlü oldjğunu , doğuştan kalıtımla getirildiğini ve geliştirilebilmekte olduğunu kanıtlayarak yaşam boyu da geliştirilebilen bir öğrenmeyi içerdiğini söylemiştir. O'na göre her insanda 8 farklı zeka bölümü bulunmaktadır. 
Araştırmalar öğrencilerin farklı zeka alanlarını kullanarak bunları öğrenme stilleri ile birleştirdiğinde akademik başarılarını arttırdıklarını ortaya koymaktadır.Kuram; her insanın bir öğrenme yolunun bulunduğjnda öğrenmede zorlandığı pek çok şey öğretilebilir Olduğunu söyler. Çoklu zeka kuramında öğrenemiyor olarak bildiğimiz pek çok çocuğun sadece stillerinin bilinmediği ve dikkate aljnmadığı için öğrenemediğinde yola çıkar.
Görsel Zekası Baskın Olan Çocuklar; resimlerle ve video filmlerle daha kolay öğrenirler.
Kinestetik Zekası Yüksek Olan Çocuklar ; DokunarK, deneyerek ve uygulayafak daha iyi öğrenirler. 
Matematiksel Zekası Yüksek Olan Çocuklar; mantığa dayalı sebep sonuç ilişkileriyle rahagça öğrenirler. 
Müziksel Zekası Yüksek Olan Çocuklar; Müzik ile,
Dilsel Zekask Yüksek Olan Çocuklar; Dinleyerek ve okuyarak başarılı olurlar.
Sosyal Zekası Baskın Olan Çocuklar; konuşup iletişim kurarak,
İçsel Zekası Baskın Olan Çocuklar; 

ÇİFT DİLLİ EĞİTİM

Dil , tüm zihinsel süreçlerimizle ayrılmaz bir biçimde iç içe geçmiştir. Düşünmek, hatırlamak, kavramak, dikkatini yöneltmek, algılamak vb.tüm faaliyetlerde dil vardır. Tüm dünyadaki bebekler doğdukları andan itibaren tüm sesleri çıkarabilme yetisine sahipken zaman geçtikçe sadece etrafında konuşulan dildeki sesleri tekrar eder hale gelirler. İşte bu noktada farklı dil girdilerine maruz kalan bebekler farklı dilleri edinmeye başlarlar. 
Tek dillilik; monolingualism, çift dillilik; bilingualism, çok dillilik; multilingualism olarak adlandırılmaktadır.
Dil edinimindeki en önemli basamak anlamanın gelişmesidir. Her çocuk kendi dilini duyarak ve duyduklarını taklit ederek edinir. Yani ortada bilinçli bir öğrenme ve öğretme durumu yoktur. Dil öğrenmek ise kişinin uğraşısını gerektirir.
Eğer bir çocuk bilingual değilse yani ebeveynlerinin ana dili , içinde bulundukları toplumun dili ile aynı ise burada " dil ediniminden " değil, "dil öğretiminden" bahsediyoruz demektir. "Dil öğrenmek", kişinin istemli uğraşısını gerektirir. Öğrenme bir süreçtir ve aktif çaba gerektirir. Yabancı sözcükler başka ortamlarda kullanılmaz ise unutulmaya mahkümdur. "Oysa dil edinimi" sürekli devam eder. Ebeveynlerin bu iki durum arasındaki farkı iyi bilmesi ve çocuklarından ne bekleyebileceklerini net olarak kavramaları gerekir. 
İşte tam da bu noktada 20 yıldır gösterdiğimiz ingilizce dil öğretme çabalarımızın geri dönüşümünü yeterince alamadığımızı sorgularken ; ( 3-6 yaş arasındaki çocukların kendi ana dillerine hakim olamayışları , öğrendiklerini paylaşacak sosyal ortamın kısıtlı olması ve okuma yazma becerilerinin gelişmemiş olması nedeni ile ingilizce dilini aktif kullanma beceri düzeyi verilen uyaranların düzeyine orantılı gelişim göstermemektedir.
Bu nedenle ingilizceyi öğretmek değil ingilizceyi edindirmek amacıyla 2015 _2016 eğitim öğretim yılından itibaren okullarımızda çift dilli eğitime geçilecektir.
Çift dilli eğitim; farklı şekillerde uygulamaları olan eğitim konseptlerinden biridir. ABD, Kanada, Avustralya, ve bazı Avrupa ülkeleri gibi çok kültürlü toplumlarda ve göçmenlerin bulunduğu ortamlarda onlarla iletişim kurmak için ortaya çıkmış, yıllardır uygulanan çift dilli eğitim , Çin ve Türkiye gibi ülkelerde yeni yeni tercih edilmeye başlamıştır. 
Kişinin ana dilinin dışında ikinci bir dile en az % 35 _ % 50 maruz kalması olarak tanımlanan çift dilli eğitimin , kavramsal, dilsel, sosyal, duygusal gelişimin yanı sıra alzheimer hastalığına yakalanma oranını da azalttığı düşünülmektedir. 
Çift dilli eğitimde önemli olan sabırlı olmaktır. Amacımız doğal süreç içersinde ingilizceyi edindirmek , dili günlük hayatın akışı içinde yaşayarak kazandırmak ve içselleştirmektir. Bisiklete binerken nasıl düşünmeden pedalı direksiyonu kullanıyorsak dili de düşünmeden doğallıkla kullanmasını sağlamaktır. 
Bunun için farklı öğrenme yollarını (dokunsal öğrenme,- görsel öğrenme,- işitsel öğrenme ) göz önünde bulundurarak , farklı zeka alanlarına yönelik etkinliklerle programımızı sürdüreceğiz.
Dil yavaş yavaş öğrenilir .Önce uzun süre alıcı dil belleğine kaydedilir. Nasıl 0_2 yaş arası önce alıcı dil kazanılıyor,2 yaştan sonra ifade edici dil devreye giriyor ve çocuk yavaş yavaş ana dilini konuşmaya başlıyorsa ikinci dili (ingilizceyi) edinirken de önce anlama yüksek düzeye ulaşacak sonra dili aktif kullanım gerçekleşecektir.